t DEĞİŞİM t
Her çağın kendisine özgü özellikleri vardır. Bu nedenle de çağlara, orta çağ, yeni çağ gibi isimler takılır. İçinde bulunduğumuz çağın temel özelliği nedir sorusunun cevabı herhalde “dönüşüm hızının” çok yüksek olmasıdır.
Dönüşüm her konuda olduğu gibi mal ve hizmet üretimlerinin hızlı bir şekilde ortadan kalkmasını zorlamak şeklinde de ortaya çıkmaktadır. Yakın zamanda istesek de istemesek de bazı üretim dalları ve tipleri yani bazı meslekler ortadan kalkacaktır.
18.yüzyıldan itibaren İngiltere’den yola çıkan tekstil sanayi, maliyet gelişimine bağlı olarak Avrupa üzerinden düşük maliyetli ülkelere doğru kaymaktadır. Şimdilerde vardığı nokta Çin ve Hindistan gibi ülkelerdir. Görünen odur ki uzun zaman oralarda kalacaktır. Doğal olarak bahse konu olan yüksek hacimli, düşük katma değerli standart tekstil ürünleridir.
Geriye kalan yegane çözüm, yüksek katma değer yaratan tekstil dallarına yani marka “haute couture”e yönelmek ama bu da çok köklü bir gelenek gerektirdiği için kolay bir konu değil, üstelik yaratacağı istihdam da çok sınırlı.
Türk tekstil sektöründe %25'i ihracatçı ve %92’si KOBİ niteliğinde toplam 40.000 civarında işletme bulunmaktadır. Bu büyüklükteki bir sektörün hem kendi bünyesinden ve hem de genel ekonomik ve siyasal yapıdan kaynaklanan birtakım sorunlarının olması doğal karşılanmalıdır. Sorunların;
Pazar şartlarının daralması, öngörülemeyen yüksek sermayeli başka şirketlerin rekabeti, karların enflasyon oranında artmaması nedeniyle işletme sermayesi yetersizliği, gelişen teknolojiyi elde edememeleri, özellikle kapalı ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçişte uluslararası rekabete hazır olmamaları, yanlış yatırım kararlan, prodüktivite ve randıman düşüklüğü, devletin yatırım ve teşvik sistemlerinde uyguladığı/uygulamaya çalıştığı yöntem ve sistemlerin yanlışlığı, ekonomik, sosyal, hukuki ve politik sistemlerdeki belirsizlik ve ülkemizin son yıllarda yaşadığı ekonomik krizler gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir.
Tekstil alanında ülkemizin yakın vadede çok önemli stratejik kararlar alması gerekiyor; her günlük gecikmenin refah ve istihdam maliyetlerinin çok büyük olacağı bilinmelidir.
Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün çok önemli fırsatları vardır. Örneğin;
• Küreselleşmenin getirdiği dinamizm ve değişim sonucunda, yeni pazarlara girme fırsatı her zaman bulunmaktadır.
• Devamlı artan şekilde yeni müşteri grupları pazara katılmaktadır. Müşterilerin gelir ve kültür düzeyi arttıkça tekstil ve konfeksiyon mamullerine olan talep artmakta ve katma değeri yüksek mamuller değer kazanmaktadır.
• İletişim araçlarındaki gelişme ve internet yeni, yeni pazarların varlığını ortaya koymaktadır.
• Tekstil sektörünün yan sanayilerindeki gelişme sektörü olumlu olarak etkilemektedir. Özellikle terbiye sektörü ile konfeksiyon yan sanayindeki gelişme hem ürün çeşitliliğini ve hem de kalitenin yükselmesine neden olmaktadır.
• Son yıllarda finansman sektöründe olan gelişmeler Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
• Coğrafik konum; Türkiye hemen her platformda söylenen doğruluğu kesin ancak yeterince yararlanamadığımız da bir coğrafik konuma sahiptir. Tekstil sektörü de en büyük pazarı olan ve ihracatının %65'ini yaptığı AB pazarına rakiplerine göre oldukça yakındır. Bu hem yükleme süresini azaltırken, hem de ulaştırma maliyetlerini olumlu yönde etkilemektedir. Bu coğrafik konum önemini hala ciddi bir fırsat olarak korumaktadır.
Tüm sıkıntılarına rağmen bu fırsatlar iyi değerlendirildiği sürece sektörde gelişmenin kaydedilmesi kaçınılmazdır. Yapılması gereken şey sadece ve sadece kendimize güvenmemizdir.
Prof. Dr. M. Çetin Erdoğan
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü